Türkiye milletin geleceği ve Sağlık: Future of Turkey - economy and health care - TV / press Turkish language interview

Written by

Futurist Keynote Speaker: Posts, Slides, Videos - Future Health, Pharmaceutical Industry Keynotes

Rate This Article

O bir fütürist... Patrick Dixon, dünyada hayatta olan en değerli 20 iş dünyası düşünürü arasında gösteriliyor. Aslında kanser konusunda uzmanlaşmış bir hekim. Ünlü fütürist, ‘Geleceğin E Hali’ konferansı için Türkiye’deydi. Dixon ile sağlık üstüne konuştuk elbette ama daha çok Türkiye, terör ve insanların algısı üzerine sohbet ettik

-Aslında Türkiye’nin geleceği için ne düşündüğünüzü merak ediyorum öncelikle. Kolay bir dönemden geçmiyoruz. Terör saldırıları, darbe girişimi...

Çok zor dönemler yaşadınız biliyorum, yakından takip ettim. Biraz gerçekçi olmak lazım geleceği konuşmadan önce. Maalesef sizin de içinde bulunduğunuz medya gündemi belirliyor. Lütfen alınmayın ama durum böyle. Hem Türk hem de yurtdışı medyası Türkiye’nin algısını farklı oluşturuyor. Ama medya her şey demek değildir ve sadece gerçeği yansıtmaz, bütün hikâyeyi oradan okumak mümkün değildir.

-Yani? Biraz detaylandırsanız...

Bir örnekle devam edeyim. Karım ve ben ülkenizde uzunca bir tatil taptık. Müthiş keyifli ve unutulamayacak anılarla doluydu. Ege ve Akdeniz’i gezdik. Arabayla, tekneyle... 3 ayrı savaş yürütüyorsunuz bu arada... DAEŞ, PKK ve ordunuzun içinde darbe yapmaya çalışanlar, Suriye meselesi vs... Peki sokaktaki gerçek nedir? İnsanlar hayatına devam ediyor. İşlerine güçlerine bakıyorlar, aileleriyle zaman geçiriyorlar.

-Ne yapalım yani hiç bir şey olmamış gibi mi davranalım?

Bakın ben kendi ülkemde 30 yılı aşkın IRA ile yaşadım. Bombalar altındaydık. Kızım bir saldırıdan son anda kurtuldu. Hayat bu. Olanı engelleyemeyiz.

-İyi ama daha çok savaş, daha çok şiddet yok mu dünyada sizce?

Şimdi size hangi ülkeler kendi arasında savaşıyor diye sorsam cevap veremezsiniz. Çünkü ‘savaş’ kelimesi gerçek değil. Son 20 yılda barış içinde miydik? Yani Soğuk Savaş devam etmiyor mu Rusya ile mesela? Rusya’daydım geçenlerde, gayet rahat ve keyifli bir ülke, Türkiye gibi. Şiddet artıyor, Çin tehlike, Rusya tehlike, Amerika tehlike... Dünyanın sonu geldi bla bla... Halbuki bugün birbiriyle savaşa giren ülke yok. Bizim algımız yanlış.

-Doğru algı ne olmalı peki? Terör artmıyor mu?

Bu gelinen nokta maalesef terörün zaferidir. Türkiye savaşta değil, Türkiye terörle mücadele ediyor. Teröristler tarafından saldırıya uğrayan insan sayısına bakın lütfen. Öyle çok ama çok büyük bir sayı değil, aksine küçük bir sayı. Ama psikolojik olarak bize inanılmaz büyük bir sayıymış gibi gösteriliyor özellikle medya tarafından. Bakın Türkiye’de bir trafik kazasına kurban gitme oranı bir canlı bombayla karşılaşma oranından çok daha fazla. Bu sadece ülkeniz için değil, örneğin Fransa için de böyle. Bakın bu küçücük bir grup terörist tarafından oluşturulan inanılmaz bir psikolojik baskıdır.

-Siz Türkiye’ye gelirken çekinmediniz mi? Uyaran olmadı mı peki?

Hiç ama hiç çekinmedim. Uyaran oldu evet, ama onlar büyük resme bakmayı reddediyorlar da ondan. Yani bu teröristler neyi hedefliyor ülkenizde? Daha güzel bir gelecek mi? Daha güzel bir dünya mı? Nedir? Hadi canım, boşverin, kimsenin daha iyi bir şey vaat etmediğini çok iyi biliyoruz.

-İyi ama bu algı ekonomiyi de etkiliyor.

Evet etkiliyor çünkü insanlar aptal. Geleceğin kelimesi ‘duygu’ dur. Heyecan, duygulanma, içgüdü. Bunlar hayatımızda büyük yer kaplayacak. Bakın bizim teröristlere nasıl tepki verdiğimiz teröristlerin yaptığından çok daha önemli. İner inmez havaalanına, anma köşesini gördüm en son saldırıdan kalan. Paris’te bugün otellerin yüzde 20’si boş, neden? Karşıdan karşıya geçerken ölme riskleri daha fazla oysa turistlerin, bırakın terör saldırısını...

-Yani Türkiye’nin geleceğini bu algıyı yıkmak mı oluşturacak?

Evet. Türkiye hangi konunun daha riskli olduğunu kendi iyi görürse, algıyı da ona göre oluşturur. Güzel habere gelince... Müthiş bir ülkesiniz. İnanılmaz genç, dinamik bir nüfusa sahipsiniz. Ekonominizin iyi olması için bütün malzemelere sahipsiniz. Ayrıca konumunuz gücünüzü sağlıyor. Bu da Osmanlı İmparatorluğu’nun sırrı olsa gerek. İnanılmaz bir coğrafi konum. Müthiş bir tarih, müthiş bir kültür. Bana “Türkiye milyon yıl var olacak mı?” diye sorsalar, kocaman bir “Evet, kesinlikle!’’ diye cevap veririm. Siyaseti nasıl olur bilemem? Etkin ülke olur mu? 500 yıl daha mutlaka. Çünkü Batı’yla Doğu’yu bağlıyor, inanılmaz bir güç bu. Yani bütün dünya eğer bu potansiyeli ve Türkiye’yi anlamak istiyorsa, büyük resme bakmalı. O büyük resimde “barış’’ egemen olmalı, şu anda Suriye’de yaşananların aksine...

-Savaşlar ve şiddeti bir tarafa bırakırsak, insanoğlu daha uzun yaşamın peşinde. Siz de bazı hayvanları örnek göstererek ‘Niye onlar daha uzun yaşıyor?’’ diye soruyorsunuz. İnanıyor musunuz daha uzun yaşayacağımıza?

İnanmıyorum, eminim. Aynı yerden, aynı şekilde beslenen bir balina 50 yıl yaşarken diğeri 250 yıl yaşıyorsa, genlerine bakacaksınız. “Gen taraması metodu hem hastalıkları tedavi edecek, hem de yaşlanmayı öteleyecek. Bakın dünya nüfusunu % 85’i önümüzdeki 10 sene içinde yeni gelişen ülkelerde yaşıyor olacaklar. 2030 yılına kadar Çin’deki şehirlere 300 milyon göç, Afrika’daki şehirlere 475 milyon göç gerçekleşecek. Maalesef Avrupa’daki genç nüfus azalıyor. Her 4 çiftten sadece 1’i çocuk sahibi. 2026 yılında İtalya’da 90 yaş ve üstü insan sayısı 1 milyona ulaşacak. Eczane harcamalarının yüzde 65’i, 65 yaş ve üzeri kişilere ait. Dünyada insanların % 80’i sağlık harcamalarına ihtiyaç duyuyor. % 88’inin hepsi reçeteli ve %70’inin doktor muayenesine ihtiyacı var. Bunların hepsinin sebebi de; insanların yaşlanması.

-Yani eskisi kadar kolay ölmeyeceğiz...

Bir bakıma evet, bir bakıma da yeni hastalıklarla mücadele edeceğiz. Örneğin Amerika’da her 3 bebekten 1’i diyabet hastası olacak. Bu da senede 100 milyar dolar harcama maliyeti olarak yansıyacak ülke ekonomisine. Gelecekte sağlık harcamaları düşecek. 2011-2016 yılları arasında ilaç satışlarının değeri 225 milyar dolar.

-İlaç endüstrisi müthiş, nasıl izin verecek hastalıktan uzak durmaya...

Mecburlar çünkü iş şekil değiştirecek. Amaç genetik araştırmalarla yaşlanmayı geciktirme ve koruyucu hekimlik. İleride akıllı sağlık taraması geliştirilecek ve böylece teşhis ve tedavi kolaylaşacak. Gelecekte hastanede kalış, 2025 yılına kadar %10 ile 20 arasında düşecek. Hastayı hızlı taburcu edebilmek için yeni sistem teşhis ve tedaviler uygulanacak. Hastalara ve özellikle yaşlı olanlara evde bakım konusunda daha büyük gelişme sağlanacak. Örneğin giyilebilir sağlık cihazları evrensel olacak. Bakın, birçok hasta, maalesef ‘kendini doktordan daha iyi’ bildiği için kendilerine reçete yazıyor ve kendi kendilerine ilaç alıyor. Bu da ileride çok büyük risklere sebep olacak. Amerika’da 400 binden fazla önlenebilir medikal hatadan ölüm gerçekleşti. Amaç hastayı korumak mı? Hastayı başımızdan savmak mı? Datayı topluyoruz ki, bu hatalar olmasın ve bu kadar kişi bilgi yoksunluğundan hayatını kaybetmesin.

-İnsanoğlunun hiçbir şeye vakti olamadığından ve acele ettiğinden bahsediyorsunuz. ‘Sağlık sektörü eğer bu aceleyi yakalamazsa yaya kalır’ diyorsunuz. Akılımı kurcalayan bir şey var. Bütün tamamlayıcı öğretiler ‘Sağlığını korumak istiyorsan yavaşla’ derken bu ne hız?

Doğru noktayı yakaladınız. Evet yavaşlamalıyız. Yapıyor muyuz? Hayır. Ama yapmalıyız. Daha mütevazı, önceliğimizin ne olduğunu hedefleyen hayatlar sürdürmeliyiz. Uzun yaşamın sırrı biraz da orada.

ASIL MESLEĞİ KANSER HEKİMLİĞİ

Dixon, günümüzde hayatta olan en değerli 20 iş dünyası düşünürü arasında gösteriliyor. Fütürist konuşmacı ve girişimci, aralarında ‘The Future of Almost Everything’, ‘Futurewis’, ‘Sustainagility’, The Genetic Revolution’ ve ‘Building a Better Business’ kitaplarının da yer aldığı 16 kitabın yazarı. Eserlerinin 40 farklı dilde 650 bin baskısı yapılmış. Hemen hemen her sektörden çokuluslu firmalara geniş bir yelpazede trendler ve stratejik konular hakkında danışmanlık hizmeti veren Patrick Dixon, her hafta neredeyse 4 farklı ülkede her birinde binlerce katılımcının yer aldığı, “global eğilimler” konulu konferanslara konuşmacı olarak katılıyor.

SIRA DIŞI GİRİŞİMCİ MENTORU

Google, Microsoft, General Electric, GSK, Siemens, Philips, AT&T, Prudential ve Barclays gibi firmalarla çalışan Dixon, 1999 yılından bu yana London Business School’da yönetici eğitimi programına, MBA ve diğer pek çok benzeri programa konuşmaları ve dersleriyle katkı sağlıyor. Global Change Ltd. şirketinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı da olan Patrick Dixon, Virttu Biologics Ltd. şirketinin (kanser araştırma ve biyoteknoloji) yönetim kurulu başkanlığını da yapmış. Dixon, asıl mesleği olan kanser hekimliğinin yanı sıra küresel potansiyele sahip sıra dışı girişimciler için bireysel mentorluk yapmaktadır.

BALÇİÇEK İLTER / GAZETE HABERTÜRK


Related news items:
Older news items:


Thanks for promoting with Facebook LIKE or Tweet. Really interested to hear your views. Post below.

Join the Debate! What are your own views?


?